12 Aralık 2021 Pazar

Azerbaycan Milli Hükümeti Türk Basınında (1945-1946)


Azerbaycan Milli Hükümeti Türk Basınında (1945-1946)
Mohammad Rahmanifar
 

Ön söz:
İkinci Dünya Savaşından az sonra, 12 Aralık 1945, Güney Azerbaycan (İran) topraklarında Azerbaycan Milli Hükümeti kuruldu. Sadece bir yıl süren bu hükümet, İran'ın ve bölgenin iç ve dış politikası üzerinde o kadar derin bir etkiye sahipti ki, İran içinde veya dışında yazılmış çoğu tarihi kitapta hala onun hakkında uzun veya kısa bir açıklama veriliyor.
Azerbaycan Milli Hükümeti kuruluşunun ilk günlerinden itibaren Azerbaycan halkının dileklerini yerine getirmeyi birinci önceliği haline getirmiştir. İşsizliği ortadan kaldırmak, şehirlerin durumunu ve gerekli kentsel altyapıyı değiştirmek için projeler uygulamak, Azerbaycan'ın tüm bölgelerinde güvenlik sağlamak, vergi konusunda reform yapmak ve Azerbaycan vergilerinin % 75'ini Azerbaycan'ın kalkınmasına tahsis etmek, Şehirlerde sıhhi tesisat ve güvenli içme suyu temini, toprak reformu, Azerbaycan'daki büro ve kuruluşların resmi  ve zorunlu dilinin Türkçe olması, rüşvet ve yolsuzlukla mücadele, bu hükümetin gerçekleştirdiği işlerden sayılıyor.
Azerbaycan Milli Hükümeti, Azerbaycan'da Türk dili ve kültüründen şiddetle yana olmasına ve aslında temel amaçlarından biri Tahran hükümetinin Farslaştırma politikalarına karşı çıkmak olmasına rağmen, kendi dildaşı ve soydaşı olan komşu ülke türkiye ile iyi ilişkiler kuramamıştır. O tarihi anda Türkiye ile Azerbaycan milli hükümeti arasındaki işbirliği eksikliğinin en önemli nedenlerinden biri II. Dünya Savaşı'nın sonunda oluşan durumdu. Azerbaycan Milli Hükümeti, Sovyetler Birliği tarafından destek bulmaktaydı. Bunun aksine, Türkiye, o tarihte Sovyetler Birliği tarafından tehdit olmaktaydı.
Yaygın inanışın aksine, Azerbaycan Milli Hükümeti komünist  bir hükümet değildi. Ne Azerbaycan Demokrat Fırkası’nın manifestosunda böyle bir şey vardı, ne de Azerbaycan Milli Hükümeti’nin kurulmasında parlamentoda yahut kabinede konuşulan sözlerde böyle bir tutum vardı. Üstelik, Seyid Cafer Pişeveri, kabinesini güvenoyu için Azerbaycan Milli Meclisine tanıtma vesilesiyle yaptığı konuşmada, Azerbaycan'ın ticaret ve sanayisinin gelişmesi için özel sektöre destek vermenin hükümetinin görevlerinden biri olduğunu söylemişti.  Buna bakmayarak, bu hükümetin, Sovyetler Birliği'ne yakınlığı ve kurucu liderlerinin çoğunun komünist geçmişi göz önüne alındığında, sesi İngiltere, Amerika Birleşik Devletleri gibi dünya güçleri ve hatta komşu ve soydaş ülke olan Türkiye tarafından duyulmadı. Soğuk Savaşın ilk örneği sayılabilecek olan bu konu sonuçta İngiltere ve ABD'nin baskısı üzerinde kapandı.  Nitekim ABD ve İngiliz baskısı sonucu olarak Sovyet kuvvetlerinin İran'dan çekilmesinden birkaç ay sonra, İngiltere ve ABD'den teçhizat ve istihbarat desteğiyle İran Ordusu, Güney Azerbaycan'a yoğun bir şekilde saldırdı ve teçhizat ve personelin üstünlüğü nedeniyle bu hükümeti devirmeyi başardı.
Dönemin Türkiye`si
İkinci Dünya Savaşı sona erince Sovyet istekleriyle karşı karşıya kalan Türkiye Soğuk Savaş heyecanını, psikolojik gerginliğini yaşayan ve dış tehditle karşılaşan ilk ülke oldu. 1944 yılı Kasım ayında SSCB`de Boğazlar`ın ortak denetimine ilişkin değişik varyantları içeren teklifler hazırlandı. 1945 yılı Mart ayında yirmi yıllık tarihi olan dostluk ve tarafsızlığa ilişkin Türk-Sovyet Anlaşması fashedildi. Daha sonra SSCB Türkiye`nin toprak bütünlüğü ve egemenlik haklarına karşı yönelmiş istekleri ileri sürdü. 1945 yılı Haziran ayında Molotov-Sarper görüşmelerinde Kars, Ardahan, Artvin ve Boğazlar`la ilgili Sovyet talepleri 1953 yılı Mayıs ayına dek gündemdeydi. Uzun müddet Sovyet baskısı altında yaşamak zorunda kalan Türkiye psikilojik savaşa karşı direnmek için büyük bir orduyu silah altında bulundurmak zorunda kalmıştı (Hasanli, 2011, S. 463).
Türkiye`nin Truman Doktrini kapsamına alınması, Marshal Planı çerçevesinde yardım almaya çalışması, değişik bölgesel oluşumlara girme çabaları ve sonunda NATO`ya girmesi, doğrudan Sovyet tehdidine karşı alınan bir önlem idi. ABD Başkanı Truman`ın  İran Azerbaycan`ında yaşananlar bakımından bir çekincesi de Türkiye meselesiydi. Ona göre İran`ın Sovyet kontrolüne girmesi, o sırada Rus baskılarına karşı koymaya çalışan Türkiye`nin direncini kırabilirdi. (Truman, Memoirs..., Vol.2, P.117).
Dönemin Türk Basını
Azerbaycan Milli Hükümeti ve Sovyet-Türkiye ilişkileri konusunda iki başka kitap yazan tarihçi, Prof. Cemil Hasanlı, hele Azerbaycan Milli Hükümeti`nin kurulmasından önce de İran Azerbaycan meselelerinin Türk basınına yansıması konusunda şöyle yazıyor: İran Azerbaycanı konusu Türkiye basınının da gündemini işgal etmekteydi. Ekim 1941 içinde Türk basınında özellikle Yeni Sabah ve Cumhuriyet gazeteleri İran Türklerine ilişkin geniş yazılar aktarmışlardır.Bunlar arasında Hüseyin Cahit Yalçın kendi köşesinde durumu enine boyuna tartışarak şu konulara değinmektedir: “Biz bölgedeki Türklerin eğitim alanında Farslarla eşit haklara sahip olmadıklarına, kendi kültürlerini yaşayamadıklarına ve dillerini konuşamadıklarına kayıtsız kalamayız.” Fakat, 1945-1946 Türk basınına bakıldığında, Türk yöneticileri ve gazetecilerin İran Azerbaycanı`nda başlanmış olan Milli Mücadeleye “kayıtsız” kaldıklarını görmekteyiz! Bunun da belli nedenleri vardır.
Bu dönem basınına bakıldığında, Türkiye'nin ve Türk gazetelerinin bu dönemdeki temel kaygısının Sovyetler Birliği tehditleri olduğu açıktır. Sovyet tehditleri, Türkiye'nin tepkileri, bu tehditleri etkisiz hale getirmeye yönelik diplomatik çabalar ve Sovyet tehditleri karşısında Batı'nın Türkiye'ye verdiği destek, Türk gazetelerinde sık sık manşetlere çıkıyor.
Böylece, Güney Azerbaycan'da Sovyet destekli özerk bir Türk hükümetinin kurulduğu sıralarda, Türkiye'de bir Türk hükümeti Sovyet tehdidi altındaydı. Tabii ki, böyle bir durumda Türkiye Devleti ve Türk basını Güney Azerbaycan'daki Sovyet destekli özerk hükümeti destekleyemezdi. Aslında o dönemin Cumhuriyet gazetesi gibi bazı Türk gazetelerinde Azerbaycan Milli Hükümeti meselesi çok önemli hale geldi. Türklere yönelik Sovyet tehditleri meselesinden sonra, bu gazetenin haberlerinde Azerbaycan Milli Hükümeti meselesinin ikinci sırada yer aldığını söylemek mümkündür.
Elbette, Azerbaycan Milli Hükümeti`yle ilgili haberleri düzenli olarak yayınlayan sadece Cumhuriyet gazetesi değil, aynı zamanda Ulus ve Akşam gibi dönemin diğer gazeteleri de her zaman bu konuyu ele alıyor. Ancak bu konu, Cumhuriyet gazetesinin gözünde diğer gazetelerden daha önemli görünmektedir. Cumhuriyet gazetesi, hemen hemen tüm sayılarında bu konuyu ele alıyor ve bir çok sayısında ilk sayfada hatta manşette ve hatta başmanşette ona yer veriyor. Buna rağmen, hatta Cumhuriyet gazetesinde bile konuyla ilgili gerek olumlu gerekse olumsuz değerlendirmeye rastlamak çok zordur. Başka bir deyişle, Türk gazeteleri sadece Azerbaycan milli hükümeti ile ilgili haberlere yer vermeyi tercih etmişler ve mümkün olduğunca haberleri analiz etmekten ve kendi görüşlerini ifade etmekten kaçınmışlardır. İran'daki olayları ve Azerbaycan Milli hükümetini hakkında kendi fikirlerini ve analizlerini açıklamaktan çekinenler sadece Türk gazeteciler değil, aynı zamanda Türk yetkilileri de bu kritik tarihi anda Güney Azerbaycan'daki olaylara doğrudan atıfta bulunmaktan kaçınmaya çalıştıkları görülüyor. Bu sadece Türk gazetecilerini değil, Türk yetkililerini de kapsamaktadır. Yani, Türk yetkilileri de konuyla ilgili kendi görüşlerini açıklamadan oldukça çekinmekteler gibi gözükmekteler. Türk makamları Azerbaycan'ın milli hükümeti hakkında açık bir açıklama yapmış olsaydı, o dönemin yayınlarına mutlaka yansıyacaktır.

Bunun daha fazla araştırılması gerektiğine inanıyorum, ancak Türk gazeteci ve devlet adamlarının Azerbaycan Milli hükümeti meselesine karşı soğuk kanlı ve pasif tutumlarının en önemli nedenlerinden biri, o dönemde Türkiye'nin Sovyet  tehdidi altında olması gerçeğinden kaynaklanıyor gibi görünüyor. Demek, Sovyet tehdidine maruz kalan Türkiye, Güney Azerbaycan'da Sovyet destekli hükümeti destekleyemezdi. Fakat, ilginç şu ki, Azerbaycan Milli hükümeti meselesine karşı olumsuz değerlendirmelere de rastlamak bir o kadar zordur. Diğer bir deyişle, bahsettiğim gibi Türk gazeteleri mümkün olduğunca olayla ilgili haberlere yer vermeyi ve analiz yapmaktan kaçınmayı tercih ediyor. Araştırdığım gazetelerin sadece çok az sayısında çok kısa değerlendirmelere rastlayabildim. Rastlayabildiğim değerlendirmelere esasen demek olur ki, genel olarak, Türk gazetecileri bu Hükümetten hoşnut değillerdi. Örneğin, Cumhuriyet gazetesi, 7743.cü sayısının neredeyse ilk sayfasının tümünü buna ayırıyor. Hem baş manşet hem 2. manşet hem de baş makale bu konuya ayrılmıştır. Ancak, var olan durumu ve ABD, Britanya ve Sovyetleri Birliği arasındaki son gelişmeleri kaleme aldıktan sonra Sovyet ordusunun İran`da (ve tabii Güney Azerbaycan`da) bulunmasısının esas sebebini Sovyetlerin genişlemci politikaları, kendilerine nüfuz bölgesi oluşturma ve komünizmi yayma açısından değerlendirmeye çalışmadadır ve Sovyetlerle daha sert bir biçimde davranmağın gerektiğini öneriyor. İlginçtir ki, Azerbaycan Türklerinin taleplerine ve Sovyetler İran'ı terk etse bile bu talepleri yerine getirme ihtiyacına hiçbir şekilde atıfta bulunmuyor. Atıfta bulunduğum baş makale dönemin Türk basınının tipik bir görüşünü sergilemektedir. Bunların hepsi Güney azerbaycan Türklerini ve onların isteklerini görmezden geliyorlar ve konuyu sadece Soğuk Savaş açısından ve süper güçlerin yarışması açısından görmeye ve değerlendirmeye yetiniyorlar.
Dönemin Türkiye`sinin durumuna ve şartlarına bakacak olursak, Türk gazetecileri ve hükümet yetkililerinin böyle bir yaklaşımı benimsemekle suçlanabileceğini düşünmüyorum. Kendini sıcak savaştan uzak tutamayı zor başarabilen Türkiye, savaş bittikten sonra savaştan galip çıkan ve İkinci Dünya Savaşı`nın zafer sarhoşluğunu başından atamamış olan Stalin`in, İran ve Türkiye sınırlarını deyiştirmeye kalkışmasına tanık olmuştu. O dönemde gazetecilerin, devlet adamlarının ve hatta Türk halkının temel kaygısı, Sovyet tehdidinden sağ çıkmak ve ülkelerinin toprak bütünlüğünü korumaktı.
Cumhuriyet gazetesi, 7708. Sayısında, “İran meselesi nasıl bitecek?” başlığı altında bu meselenin Güvenlik Konseyi`nde konuşulmasından hoşnut olduğunu bildirerek şöyle yazıyor: “Güvenlik Konseyi`nin İran meselesi hakkında verdiği karar her kese derin bir nefes aldırdı. Vaziyeti bu şekilde kurtarılmış görmek sahiden sevinilecek bir şeydir.” Aynı gazete, 7764. Sayısında, konuyla ilgili “Güvünlik Konseyi İşi Nihayet Tatlıya Bağladı” diye baş manşette bulunmuş. Tabii ki, işin böylece sona ermesi sadece Türkiye`nin üzerinden Sovyetler tehdidinin azalması açıdan “tatlıya bağlasdı” sözünü ifade edebiler. Yoksa aynı, günlerde Tebriz`de Güney Azerbaycan Türkleri ileride ne kadar zor günlerle karşılaşacaklarını düşünmekteydiler ve doğal olarak Güvenlik Konseyi`nin bu kararını “tatlıya bağladı” diye değil, “felaket başlandı” diye dile getirmektelerdi.
Son olarak, Türk gazetelerinin Azerbaycan Milli Hükümeti'nin oluşumunu, devamını ve devrilmesini sadece Türkiye'nin çıkarları ve endişeleri açısından değerlendirdiğini bir kez daha vurgulamak isterim. Böylece kendi dildaşları ve soydaşları sayılan Güney azerbaycan Türkleri`nin istekleri, çabaları, başarıları ve zorluklarını görmezden gelmişlerdir. Daha önce vurguladığım gibi Türkiye`nin o zamanki durumunu göz önüne alırsak onları böyle bakışları için kınayamayız. Başka yönden, başta Seyit Cefer Pişeveri olmak üzere, Azerbaycan Milli Hükümeti'nin yetkilileri de maalesef Türkiye Devleti`ne ve hatta Türk basınına hoşgörülü bakmamaktaydılar. Yani, genel olarak, ne Türkiye ne de Azerbaycan Milli Hükümeti birbirlerine soydaşlık gözüyle bakıyordu. Bunar birbirlerine dünyanın egemen güçleri açısından bakmaktaydılar. Azerbaycan Milli Hükümeti Türkiye`yi emperyalizmin kuklası gibi görmekteydi. Karşı tarafta Türkiye Cumhuriyeti de Azerbaycan Milli Hükümeti`ni Stalin`in ve Sovyetler Birliği`nin kuklası gibi görmekteydi. Böyle bir bakış açısıyla iki hükümetin birbirine yakınlaşamayacağı açıktır.
Kaynaklar:
Soğuk Savaşın İlk Çatışması İran Azerbaycanı, Cemil Hasanlı, Ankara 2005, Bağlam Yayınları
Tarafsızlıktan Soğuk Savaşa Doğru Türk-Sovyet İlişkileri (1939-1953), Cemil Hasanlı, Bilgi Yayınevi, Ankara, 2011
İkinci Dünya Savaşı Türkiyesi, İlhan Tekeli & Selim İlkin, 1. Cilt, 2013 İletişim Yayınları
Cumhuriyet Gazetesi, 1945-1946
Ulus Gazetesi, 1945-1946
Akşam Gazetesi, 1945-1946
گذشته چراغ راه آینده است، گروه مؤلفین، انتشارات نگاه، تهران 1393
12 شهریور دفتری، مانیفست فرقه دموکرات آذربایجان

7 Aralık 2021 Salı

12 Aralık 1945 Güney Azerbacan Cumhuriyetinin Kurulması

Güney Azerbaycan Milli Hükümeti (1945-1946)

Mohammad Rahmanifar

Ön Söz

İkinci Dünya Savaşından az sonra, 12 Aralık 1945, Güney Azerbaycan (İran) topraklarında “Azerbaycan Milli Hükümeti” kuruldu. Sadece bir yıl süren bu hükümet, İran'ın ve bölgenin iç ve dış politikası üzerinde o kadar derin bir etkiye sahipti ki, İran içinde veya dışında yazılmış çoğu tarihi kitapta hala onun hakkında uzun veya kısa bir açıklama veriliyor.

Azerbaycan Milli Hükümeti kuruluşunun ilk günlerinden itibaren Azerbaycan halkının dileklerini yerine getirmeyi birinci önceliği haline getirmiştir. İşsizliği ortadan kaldırmak, şehirlerin durumunu değiştirmek ve gerekli kentsel altyapıyı yapmak için projeler uygulamak, Azerbaycan'ın tüm bölgelerinde güvenlik sağlamak, vergi konusunda reform yapmak ve Azerbaycan vergilerinin % 75'ini Azerbaycan'ın kalkınmasına tahsis etmek, Şehirlerde sıhhi tesisat ve güvenli içme suyu temini, toprak reformu, Azerbaycan'daki büro ve kuruluşların resmi  ve zorunlu dilinin Türkçe olması, rüşvet ve yolsuzlukla mücadele, bu hükümetin gerçekleştirdiği işlerden sayılıyor.

Azerbaycan Milli Hükümeti`nin Kuruluşu

25 Ağustos 1941’de, İkinci Dünya Savaş`ının kızgın günlerinde, İran kuzeyden Sovyetler Biriliği tarafından, güneydense Britanya tarafından işgal olundu. İşgalcıların gerekçeleri, İran`ın Alman`larla iş birliği yapması ve Almanların İran`da var olmalarıydı. İran ordusu Britanya ve Sovyetler Birliği’ne karşı 2-3 günlük dağınak savunmalardan başka bir iş yapamadı. Rıza Han, İran şahı, istifa etmek zorunda kaldı ve ülkeden sürgün edildi.

Rıza Han'ın diktatörlük sisteminin çöküşüyle ​​birlikte, onun saltanatı boyunca her türlü kültürel, edebi ve siyasi faaliyetten mahrum kalan Azerbaycan Türkleri, ilk fırsatta “Azerbaycan Cemiyeti” adlı bir teşkilatı oluşturma fırsatını buldular. Bu dernek Azerbaycan adlı Türkçe-Farsça bir gazete çıkardı. Ne yazık ki, bu dernek ve çıkardığı gazete 6 aydan fazla yaşayamadı.

Sözünü ettiğimiz derneğin kapanmasının ardından İran Milli Şura Meclisine aday olan ve Tebriz’lilerin oyunu kazanan Seyit Cafer Pişeveri'nin Meclise girmesine mani oldular. Önemli bir siyasi ve kampanya geçmişine sahip olan ve hem popüler olan hem de siyasi figürler tarafından saygı gören Pişeveri bu olaylardan sonra Tahran’da çıkardığı Ajir gazetesini bırakıp Tebriz’e döndü. Bu arada, Seyit Cafer Pişeveri ile Sovyet Azerbaycan Cumhurbaşkanı, Mir Cafer Bagirov, arasındaki görüşmede Azerbaycan Demokrat Fırka’sının kurulmasına dair karar alındı.

Azerbaycan Demokrat Fırka’sı Güney Azerbaycan halkı tarafından geniş destek gördü ve çok az zaman içerisinde genişlenerek bütün Azerbaycan köy ve şehirlerinde şubelerini açtı. Bir kaç ay sonra ise Tebrizde Azerbaycan Milli Hükumeti kuruldu. 1945 yılında Güney Azerbaycan’da kurulan ve 1946 yılına kadar hayatını sürdüren “Azerbaycan Milli Hükümeti” dönemi, özellikle dilsel ve sosyo-kültürel açıdan Güney Azerbaycan Türkleri için hayati bir öneme sahiptir. Azerbaycan Demokratik Fırkası Güney Azerbaycan halkının baskı altına alınan haklarının iadesi çağrısında bulundu. İlk başta İran’dan bağımsız olmadığını ve İran çerçevesinde kaldığını dile getirse de Tahran yöneticilerinin ağır tepkilerinin karşısında yavaş yavaş bağımsızlığa yöneldi.

Azerbaycan Milli Hükümeti ve Sovyetler Birliği

Azerbaycan Milli Hükümeti`nin kuruluşunda Sovyetler Birliği`nin desteği inkar edilemez. Fakat, Azerbaycan Milli Hükümeti komünist  bir hükümet değildi. Ne Azerbaycan Demokrat Fırkası’nın manifestosunda böyle bir şey vardı, ne de Azerbaycan Milli Hükümeti’nin kurulmasında parlamentoda yahut kabinede konuşulan sözlerde böyle bir tutum vardı. Üstelik, Seyid Cafer Pişeveri, kabinesini güvenoyu için Azerbaycan Milli Meclisine tanıtma vesilesiyle yaptığı konuşmada, Azerbaycan'ın ticaret ve sanayisinin gelişmesi için özel sektöre destek vermenin hükümetinin görevlerinden biri olduğunu söylemişti.  Buna bakmayarak, bu hükümetin, Sovyetler Birliği'ne yakınlığı ve kurucu liderlerinin çoğunun komünist geçmişi göz önüne alındığında, sesi İngiltere, Amerika Birleşik Devletleri gibi dünya güçleri ve hatta komşu ve soydaş ülke olan Türkiye tarafından duyulmadı. Soğuk Savaşın ilk örneği sayılabilecek olan bu konu sonuçta İngiltere ve ABD'nin baskısı üzerinde kapandı.  Nitekim ABD ve İngiliz baskısı sonucu olarak Sovyet kuvvetlerinin İran'dan çekilmesinden birkaç ay sonra, İngiltere ve ABD'den teçhizat ve istihbarat desteğiyle İran Ordusu, Güney Azerbaycan'a yoğun bir şekilde saldırdı ve teçhizat ve personelin üstünlüğü nedeniyle bu hükümeti devirmeyi başardı.

Azerbaycan Milli Hükümeti`nin Planları

12 Aralık 1945 Azerbaycan Demokratik Fırkası, Azerbaycan Milli Hükümeti`ni kurar. Seyid Cafer Pişeveri Başbakan olarak bakanlar kuruluna Azerbaycan parlamentosundan güven oyu almak için hükümetin planlarını şöyle açıklıyor:

1-        Azerbaycan özerkliğini tüm dünyaya tanıtmak

2-        Vilayeti (ilçe) Encümenlerin seçgilerle seçilmesi

3-        Azerbaycan'nın gelişmesini sağlamak

4-        Hain çalışanlar, polis ve jandarmaları görevden almak ve onların yerine dürüst insanları seçmek

5-        Ulusal bütçenin hazırlanması

6-        Fedayi gruplardan oluşan ulusal bir ordu oluşturmak ve onları modern silahlarla donatmak

7-        Ana dilde ücretsiz ve zorunlu halk eğitimi sağlamak ve bir üniversite açmak

8-        Sanayi ve ticaret gelişimi

9-        Yolların onarımı ve inşası ve iletişim araçlarının geliştirilmesi

10-     Tarafların rızasıyla tarla sahibi ve köylü anlaşmazlıklarını çözmek için bir yasa tasarısı hazırlaması

11-     Devlet toprakları ve Azerbaycan'ı terk etmiş olan mülk sahiplerinin tarlalarının köylüler arasında bölünmesi. Ziraat Bankası'nı güçlendirmek ki toprak sorununu köylülere borç vererek çözülebilsin ve mal sahipleri toprağı isteyerek adil bir fiyata köylülere satsın.

12-     İşsizlikle mücadele

13-     İş hukuku ve işsizlik sigortasının düzenlenmesi

14-     Sağlık meseleri

15-     Şimdiye kadar [Tahran] Milli Meclisi tarafından kabul edilen yasaları Azerbaycan'ın ulusal özerkliğine uygun olacak şekilde değiştirmek ve [Tahran] Milli Meclisine yeni faydalı kanun teklifleri önermek

16-     Özel mülkiyetin kabulü ve ülkenin ekonomik kalkınmasına yol açan özel sektör eylemlerine yardım

17-     Fikir özgürlüğüne saygı

18-     Azerbaycan'da yaşayan yurttaşlar (Kürt, Ermeni, Asuri vb.) için eşit hakları tanımak

19-     Azerbaycan Milli Hükümeti, Merkezi devleti tanıyacak ve kararlarını, Azerbaycan'ın özerkliği ile çelişmediği ve Kurucu Meclis, Azerbaycan Milli Meclisi kararları ve Fırka manifesotosunun ulusal hak ve taleplerimiz hakkında ortaya koyduğu ilkelere aykırı olmadığı taktirde uygulayacaktır.

Azerbaycan Milli Hükümeti, Özerklikten Bağımsızlığa Doğru

Yukarıda vurguladıklarımıza rağmen, Azerbaycan Demokratik Fırkası'nın Azerbaycan Milli Hükümeti döneminde yaptığı bazı eylemler partinin manifestosuna aykırıdır ve pratikte Azerbaycan'ın merkezi hükümetten uzaklaşmasına ve bağımsızlığa doğru ilerlemesine neden olmuştur. Örneğin:

         Azerbaycan Milli Hükümeti yalnız Azerbaycan Türkçesini resmi ve zorunlu devlet dili olarak belirtmiştir. Bu konuda Pişeverin imzasıyla yayınlanmış olan bir devlet genelgesi dikkat çekicidir:

“1- Bugünden itibaren, Azerbaycan Dili hükümetin resmi dili olacak. Tüm hükümet kararları, duyurular, askeri emirler ve yasal senetler Azerbaycan dilinde ifade edilecektir.

2- Tüm daireler (hükümet, ulusal, ticari ve sosyal) işleri hakkında kaydetmeli olduklarını Azerbaycan Dili'de yazmak zorundalar. Bu dilde yazılmayan tüm defterler ve belgeler, resmi olarak kabul edilmeyecektir.

3- Mehkeme işlemleri Azerbaycan Dili'de yapılacaktır. Azerbaycan Dili'ni bilmeyenler için bir tercüman atanacak...”

         Azerbaycan Milli Hükümeti Azerbaycan için bir anayasa hazırlamağa başladı.

         Azerbaycan Milli Hükümeti, Kurucu Meclis'in kararına aykırı olarak Azerbaycandaki ordu, jandarma ve polisi feshetti.

Azerbaycan Milli Hükümeti, Türk Dili ve Kültürü

Azerbaycan Milli Hükümeti, Güney Azerbaycan Türklerinin dil ve kültürel taleplerine kayıtsız kalmadı. Rıza Şah iktidara geldiği andan itibaren, 1925, İran`da Türkçe yasaklanmış ve bu dilde hiç bir kitap, yayın, basın, Tiyatro ya da müzik konseri yoktu. Bu yasaklar Azerbaycan Milli Hükümeti`nin kuruluşundan itabern ortadan kalktı. Burada 1945-1946 arası Güney Azerbaycan`da iktidara gelen Azerbaycan Milli Hükümeti`nin döneminde kültürel gelişmeleri kaleme almak isterim.

Yeni kurulan Azerbaycan Milli Hükümeti, başından beri karşılaştığı tüm sorunlara rağmen, eğitim ve kültürel konulara özel önem verdi. Harap olmuş okulların onarımı, yeni okulların yapılması, Tebriz Üniversitesi'nin kurulması, Tebriz'de radyo istasyonu açılması, konserler ve tiyatrolar yapılması, kimsesiz çocuklar için özel okulların kurulması, anadilde eğitimin zorunlu hale getirilmesi ve ana dilde ders kitaplarının basımı... bu hükümetin en önemli işlerinden sayılıyor. Azerbaycan Milli Hükümeti`nin eğitime ne kadar dikkat ettiğini göstermek için, 1945-1946 eğitim yılının son üç ayı için Milli Hükümet tarafından onaylanan bütçenin, İran hükümetinin eğitime harcadığı toplam bütçenin iki buçuk katı olduğunu söylemek yeterli (Silahla Ölçülen Toprak, Miyanalı, 142). 12 Haziran 1946`da Tebriz Üniversitesi'nin açılış gününde Seyid Cafer Pişeveri, o günün önemini Azerbaycan Milli Hükümeti'nin kurulduğu gün olan 12 Aralık 1945'in önemiyle eşitlemiş ve Azerbaycan gazetesi o günü ikinci 12 Aralık olarak adlandırmıştır (Azerbaycan, 1946, sayı 205). Bu dönemde Güney Azerbaycan tarihinde ilk kez olarak bir Sanat Eserleri Müzesi açıldı (Azerbaycan, 1948, sayı 34).

Güney Azerbaycan`da Türk Dili ve Edebiyatı

Azerbaycan Milli Hükümeti, Türk diline karşı yasakların kaldırılması ve anadilde eğitim hakkı gibi taleplerin Güney Azerbaycan Türklerinin en önemli talepleri arasında olduğunun bilincindeydi. Bu nedenle kurulduğu ilk günlerden itibaren Türk dili ve eğitimi konusuna özel bir önem vermiştir. Üstelik, Azerbaycan Demokratik Partisi liderlerinin ve Azerbaycan Milli Hükümetinin üyelerinin en azından bir kısmı daha önce Türkçe şiir yazan veya makaleler yazan kişilerdi.

6 Ocak 1946 tarihi Güney Azerbaycan milli hareketinin en büyük veya tam anlamıyla başlangıç günü hesab edilmektedir. O gün, Milli Meclis Türk dilini devlet dili, Tebriz Azerbaycan Devlet Üniversitesi`nin kuruluşu, öksüz ve sahipsiz çocuklar için devlet kurumunun oluşturulması ve bir dizi konularda kararlar kabul etti. Türk dili hakkında onaylanan yasada şöyle denilmiştir: “Milletimizi devlet düzeyinde temsil etmek, ona kendi gereksinimlerini sade bir dille anlatmak, aynı zamanda milli dil ve milli kültürümüzün gelişmesini hızlandırmak için Azerbaycan Milli Hükümeti kendisinin 16 Dey (6 Ocak) tarihli oturumuyla şu karara varmıştır:

1-    Bugün itibariyle Azerbaycan`da Türk dili devlet dili ilan ediliyor. Devlet kararları, duyuruları, ayrıca Halk Ordu Birlikleri hakkında çıkarılan emirler ve yasa tasarıları kesinlikle Türk dilinde hazırlanacaktır.

2-    Bugün idareler (devlet, ticari ve sosyal birimler) kendi işlerini Türk dilinde yürütmek zorundalar. Bu dilde yazılmayan belge ve senetler resmi nitelik taşımayacaktır.

3-    Mahkeme işleri bütünüyle Türk dilinde yürütülecek, bu dili bilmeyenlere tercüman verilecektir.

4-    Azerbaycan`daki bütün idare, ticaret, dükkan ve iş yerlerinin tabelaları Türkçe yazılacaktır.

5-    Resmi toplantılarda ve oturumlarda konuşmalar Türkçe yapılacaktır.

6-    Türk olmayanlar ve bu dili bilmeyen devlet memurları mutlaka bu dili öğrenmelidirler.

7-    Eğitim bakanlığı idarelerinin bünyesinde, bu dili öğrenmeleri için devlet memurlarına yönelik sınıflar oluşturulmalı ve kursa katılanlar işlerinden bir saat izinli sayılmalıdır.

8-    Azerbaycan`daki diğer etnik gruplar kendi çalışmalarını kendi dillerinde yürütme hakkına sahipler. Kendi dilleri ile birlikte resmi devlet dili olan Türkçe`yi de öğrenmek zorundalar.

9-    Azerbaycan`daki diğer etnik grupların okullarında kendi dilleriyle birlikte Türkçenin de öğretilmesi zorunluluğu getirilmiştir.

10-                     Azerbaycan Milli Hükümeti Eğitim bakanlığı`na bağlı okullarda ve medreselerde eğitim ve öğretiminin Türkçe yapılmasınının tüm öğretmenlerin milli görevi olduğunu belirtmekteyiz. İmza: Azerbaycan Milli Hükümet Başkanı Pişeveri” (Azerbaycan, Sayı 96, 1946).

Görüldüğü gibi, Azerbaycan Milli Hükümeti döneminde Türk dili Güney Azerbaycan`da resmi zorunlu devlet dili ve eğitim dili olmuştur. Bununla birlikte, hükümet Türkçe yazan şairleri ve yazarları ve da destekliyordu. Genç ve yaşlı şairlerin bir araya gelip Türkçe şiirlerini halka sunabildikleri yeri şairler derneğiydi (Şairler Meclisi). Yıllardır halka açık olmayan şiirler onlara okunur kitaplarda gazetelerde yayınlanarak onlara sunuluyordu. Azerbaycan Milli Hükümeti döneminden önce Türkçe nesir hemen hemen yok gibiydi. Ancak, o dönemde başta Seyid Cefer Pişeveri olmakla birlikte Firidun Ebrahimi, Fethi Hoşginabi, İsmayıl Şems, Kahramanzade gibi yazarlar bu konuda büyük adımlar attılar. Bu dönemde onlarca Türkçe gazete ve dergi yayınlanmağa başladı ve gitgide Türkçe yazıp okuyanların sayısı arttı. O dönem şairlerinin şiirlerinin çoğu savaş, direniş ve kimlik mücadelesi gibi temalara sahipti ve edebi açıdan o şiirlerde çok da olgunluk görülmütor ama zamanın gereklerini hatırlayabilmiş olsak neden böyle şiirlerin milletçe hoş karşılandığını anlayabiliriz. O zaman Güney Azerbaycan tam bir savaş içindeydi; askerler kurşunlarıyla, şairler ise şiirleriyle.

Şairler Meclisi`nden sonra Tebriz`de “Azerbaycan Şairler ve Yazarlar Cemiyeti” kuruldu. Bu cemiyet Güneş adlı Türkçe bir dergi yayınlamağa başladı. Cemiyet Güney Azerbaycan`ın başka şehirlerinde de şübeler açtı (Vatan Yolunda, 7 Nisan 1946).   “Şairler Meclisi”, “Güneş”, “Edebiyat Sehifesi” gibi Türkçe edebi dergilerin yayınlanması ve Azerbaycan gazetesi gibi başka gazetelerde ve dergilerde Türkçe edebi eserlerin yayınlanması hem okuyucuları hem de şair ve yazarları kendi anadillerinde yazıp okumağa teşvik etti. Bu şairlerin arasında Hekime Buluri ve Medine Gülgün gibi kadın şairlerin yer alması de dikkat çekicidir.

Türk Dilinde Eğitim

Seyyed Cafer Pişevari, hükümet kabinesini güvenoyu için Azerbaycan Milli Meclisi'ne tanıtırken, hükümetinin planlarından birini şöyle ifade etmişti: “Anadilde ücretsiz ve zorunlu halk eğitiminin sağlanması ve üniversite kurulması” (Azerbaycan, 15 Aralık 1945). Azerbaycan Milli Eğitim Bakanı'nın ilk eğitim öğretim talimatı, tüm okullarda öğretimin Türkçe olması gerektiğini ve bu dilde ders kitaplarının derlenip yayımlanması için gerekli tedbirlerin alınması gerektiğini vurguladı ((Azerbaycan,1945, Sayı 84). Azerbaycan Milli Hükümeti, nüfusun çoğunluğunun okuma yazma bilmediği ve birçok çocuğun okula erişiminin olmadığı bir ülkede zorunlu ilköğretim yasasını uygulamaya çalıştı. Azerbaycan'da birkaç yeni matbaa açıldı ve kısa sürede 170.000 cilt ders kitabı basıldı ve okul öğrencilerinin kullanımına sunuldu. Bu ders kitaplarının konusu ağırlıklı olarak öğrencilerin siyasi düşüncelerinin yetiştirilmesine, vatanseverlik duyguları ve milli gurur duygusu ile yetiştirilmesine yardımcı olmuştur.

Tebriz Üniversitesi

Azerbaycan halkının iradesini temsil eden Milli Meclisi, 30 Aralık 1945, Tebriz Üniversitesi'nin kurulmasına milli hükümeti görevlendiren dört maddelik bir karar aldı. Pişeveri'ye göre Azerbaycan'ın gümrük gelirlerinin %25'i bu üniversitenin giderlerini karşılamak için harcanmalıdır. Ocak 1946 yılında hazırlıklarına başlanan üniversite yeni eğitim yılında ders başı yaptı. Azerbaycan Devlet Üniversitesi ciddi hazırlık aşamasından sonra resmen 12 Haziran 1946 yılında açıldı. Öte yandan daha 9 Ocak tarihi itibariyle İran`da ilk Güzel Sanatlar ve Resim Yüksek Okulu Tebriz`de derse başladı (C. Hasanli, 2005, S. 264). İlk öğretim yılında 60 öğrenci Tıp Fakültesi`ne, 120 öğrenci Pedagoji Fakültesi`ne ve 60 öğrenci Ekincilik Fakültesi`ne kabul olundu. Öğrencilere eğitim bursu ve konaklama imkanı sağlandı. İlginçtir ki, Azerbaycan Milli Hükümeti, Tebriz Üniversitesi binasını, Reza Han döneminde Azerbaycan aydınlarını hapsedildiği bir yere yerleştirdi ve hapishane yerinde üniversite dikti (Silahla Ölçülen Toprak, Miyanalı, 156).

Basın ve Yayınlar

Azerbaycan Milli Hükümeti'nin kurulması, Güney Azerbaycan'da Türk basınının ve yayınlarının doğmasına ve gelişmesine yol açtı. Daha önce de belirtildiği gibi, Rıza Han'ın saltanatı boyunca İran ve Güney Azerbaycan'da Türkçe yayın yapılmasına izin verilmedi. Ancak Azerbaycan Milli Hükümeti'nin kurulmasıyla aynı zamanda Güney Azerbaycan'da çeşitli gazete ve dergiler yayınlanmaya başladı. Sayısı 50`yi aşan bu gazete ve dergilerin arasında Azerbaycan, Azad Millet, Yeni Şark, Azerbaycan Ulduzları, Şafak, Demokrat, Güneş, Edebiyat Sehifesi, Şairler Meclisi... sayılabilir. Azerbaycan gazetesi, Azerbaycan Milli Hükümeti'nin resmi yayın organıydı. Hükümetin eylemleri ve Azerbaycan liderlerinin görüşleri ile ilgili haberlerin yanı sıra gazetede İran hükümetinin liderlerinin şantajlarına gerekli yanıtları yayınlanıyordu. Azerbaycan gazetesi Güney Azerbaycan Türkçe`sinde  yayınlanıyordu. Yıllar boyu Rıza Han baskılarından dolayı anadilinden yoksun kalan halkın bir kısmı Türkçe metinleri okumada zorluk yaşıyordu. Bu zorluğu gidermek için gazetede dil eğitimi veriliyordu! Gençliğinin başlangıcından itibaren çeşitli dergi ve gazetelerde her zaman tanınmış bir gazeteci olarak çalışan ve Azerbaycan Milli Hareketi'ne önderlik eden Pişeveri, Azerbaycan gazetesinin açılış yıldönümünde, Azerbaycan Milli Hükümeti döneminde hangi çalışmalarımdan gurur duyduğum sorulsa, “Azerbaycan gazetesinde yazdığım makalelere” diye yanıt vererim.

Azerbaycan Milli Hükümeti konusunda en bilimsel akademik araştırmayı yapan Prof. Cemil Hasali, dönemin gazeteleri hakkında geniş bilgiler vermektedir: Vatan yolunda gazetesinin yayını bölgedeki etkileşimi artırmaktaydı. Gazetenin editörü Bağırov`a gönderdiği raporunda, gazetenin Tebriz dışında Urmiye, Hoy, Merend, Miyane, Zencan, Kazvin, Serap ve diğer şehirlerde de yayıldığını belirtmektedir (C. Hasanli, 2005, S.80)

Tebriz Radyosu

Sıkı bir çalışmanın ardından kısa sürede Tebriz Radyo istasyonunun yapımı tamamlandı. Tebriz Radyosu 7 Nisan 1946`da yayına başladı. O zamanlar insanların evlerinde nadiren radyo bulunurdu. Bu nedenle Tebriz'in bazı bölgelerine insanların radyo programlarını dinlemek için toplandığı yerlere hoparlörler yerleştirildi. Azerbaycan Milli Hükümeti'nin en son eylemlerini ve en son kural ve düzenlemeleri duyurmanın yanı sıra, radyo çeşitli bilgilendirici ve eğlenceli programlar yayınlamaktaydı.

O dönemde Tahran'da yayınlanan Rehber gazetesi, Tebriz Radyo İstasyonu'nun kuruluş haberini şöyle yansıtmıştır: “Tebriz Radyo İstasyonu'nun kuruluş haberi ve İran Azerbaycanı'nın güç merkezinden haber ve müzik programlarının yayınlanması, Azerbaycan'da durgunluğun ve geri kalmışlığın yerini hayatın ve başarı çabasının aldığını göstermektedir. Azerbaycan'ın kahraman milletine iftira atanlara bu konuyu iletmek gerekir. Yarım kalmış bir opera binasını yıllar sonra tamamlayamayan Tahran, Azerbaycan'ın bir anda nasıl dirildiğini ve ilerlediğini görmelidir” (Rehber, 1946, Sayı 690).

Filarmoni, Tiyatro ve Müzik

Rıza Han döneminde doğu ve İslam dünyasının en eski ve en gelişmiş tiyatrosu olan Azerbaycan Tiyatrosu, oyunların Farsça olmaması nedeniyle kapatıldı. Türkçe`nin yasaklanması Azerbaycan tiyatro sanatına çok kötü etkiler bıraktı. Tiyatrolar Farsça olmalıydı ancak ne tiyatro oyuncuları Farsça biliyordu ne de tiyatro seyircileri. Sonuç belliydi: Tiyatro sanatı Güney Azerbaycan`da hem oyuncularını hem de seyircilerini yitirdi. Bir çok kültürel konular gibi Güney Azerbaycan tiyatrosu Azerbaycan Milli Hükümeti döneminde bir daha nefes almağa başladı. Toplumun büyük bir yüzdesinin okuma yazması olmayan bir dönemde Azerbaycan Milli Hükümeti tiyatronun önemini daha çok fartmiştir. Hükümetçe,  okuma yazması olmayan bir milletle ilgilenmeğin yolu tiyatrodan geçiyordu. Bu yüzden de Azerbaycan Milli Hükümeti döneminde Güney Azerbaycan Türk tiyatro sanatı gelişmeye doğru hareket etti ve bu yolda hükümetin sağladığı desteklerden yararlandı.

1945`te ilk defa olarak tiyatro sanatı devlet tarafından geniş destekler aldı ve kısa bir süre içinde bir çok Azerbaycan şehirlerinde Tiyatro salonları dikildi. 1946`da Azerbaycan Devlet Tiyatrosu kuruldu. 28 Mart 1946 tarihinde Azerbaycan Devlet Tiyatrosu`nun açılış töreninde katılımcılar ilk kez olarak Tebriz tiyatro salonlarında bir piyano gördüler. Bu piyano`yu Azerbaycan Milli Hükümeti, Azerbaycan Devlet Tiyatrosuna sunmuştu. Azerbaycan Devlet Tiyatrosunun açılış törenine Azerbaycan Milli Hükümeti Başbakanı Seyid Cefer Pişeveri, Azerbaycan Milli Meclisi Başkanı Ali Şebesteri ve Azerbaycan Eğitim ve Kültür bakanı Biriya ve bir çok hükümet yetkilileri katılmışlardı. Azerbaycan milli marşının orkestra tarafından seslendirilmesinin ardından Azerbaycan'ın önde gelen yazarlarından sayılan Celil Memmed Kuluzade'nin yazdığı "Atamin Kitabi" adlı kitabına dayanan bir tiyatro sahnelendi ve seyirciler tarafından alkışlandı (Vatan Yolunda, 1946, Sayı 39). Daha sonralar başta Kuzey Azerbaycan ve Sovyet oyun yazarları olmakla birlikte dünyanın tanınmış oyun yazarlarından da bazı eserler sahnelendi. 

Azerbaycan Devlet Tiyatrosu bir çok küçük kentlere ve köylere tiyatro grupları gönderiyordu.

1946 yılında Azerbaycan Milli Hükümeti ve Azerbaycan Milli Meclisi`nin kararıyla 85 sanatçının katılmasıyla Azerbaycan Filarmoni`si kuruldu (Azerbaycan, 1960, Sayı 1330). Elbette, Azerbaycan Filarmoni`sinin en büyük grubu halk muziği grupuydu. Bu grupta Tebriz'in önde gelen 40 kadar ünlü müzisyeni bir araya gelmişti.

Ozanlar (Aşıklar) grupu Azerbaycan Filarmoni`sinin en pğpüler grubuydu. Bu grupun önderi Aşık Hüseyin Cavan, Güney Azerbaycan`ın en tanınmış ozanlarındandı. Azerbaycan Milli Hükümeti döneminde Azerbaycan halk müziğini icra ettiği bir video var. Hüseyin Cavan, Azerbaycan Milli Hükümeti devrildikten sonra Kuzey Azerbaycan`a göç etmek zorunda kaldı. Onun şiir kitapları İran`da sadece son yıllarda yayın izni buldu.

Azerbaycan Filarmoni`sinin en büyük başarılarından biri kızları sanat dünyasına çekmekti. Aslında Azerbaycan Milli Hükümeti kadınlar meselesine ve kadın haklarına çok önem vermekteydi. Kadınlar sadece doğu ve Ortadoğu'da değil, Batı dünyasındaki birçok ülkede bile hala oy kullanma hakkına sahip değilken, Güney Azerbaycan`da bu hakka sahip olmuştular. Devlet dairelerinde, fabrikalarda, Hastanelerde ve okullarda çalışma imkanı bulmuşlardı. 300`den fazla kadın Azerbaycan Milli Ordu`suna girmiştiler. İran Kadın Hakları Derneği Pişeveri`ye telgraf çekmiş ve bu büyük başarıyı kutlamıştı. 26 Aralık 1945`te, Azerbaycan Milli Hükümeti`nin kuruluşundan sadece bir kaç gün sonra Azerbaycanda Azerbaycan Kadınlar Kuruluşu kurulmuştu. Bu kuruluş kısa bir süre içinde bir çok Azerbaycan şehrinde şübeler açmıştı ve ardarda kadınlar hakkında konferanslar düzenlemişti.  Bu dönemde Kızlar Dans Grubu kurulmuştu ve erkek çocuklarla birlikte bir çok Azerbaycan Folklor danslarını icra etmiştiler. 

Azerbaycan Türklerinin Rıza Han yönetimi boyunca milli danslar ve müzik icra etmeleri yasaktı, ancak ilginçtir ki kısa sürede bu alanlarda profesyonel bir rol oynayabildiler. Azerbaycan Filarmoni`sinin sanat grupları sadece kendi binalarında değil, radyo programlarında, müzik konserlerinde, tiyatro gösterilerinde, ulusal kutlama ve etkinliklerde, çalışma merkezlerinde, hatta köylerde ve askeri merkezlerde performans sergilediler ve sahne aldılar.

Kaynaklar

Soğuk Savaşın İlk Çatışması İran Azerbaycanı, Cemil Hasanli, İstanbul, 2005,  Bağlam yayınları

İkinci Dünya Savaşı Türkiyesi, İlhan Tekeli & Selim İlkin, 1. Cilt, 2013 İletişim Yayınları

Rehber gazetesi (روزنامه رهبر), Tahran, 1946, Sayı 690

Silahla Ölçülen Toprak (پیموده با تفنگ), Alireza Miyanalı, Çevirmen: Perviz Zare Şahmeresi, 2015, Tebriz, Yayınevi belirsizdir

Azerbaycan Gazetesi (آذربایجان), Tebriz- Baku, Farklı Sayıları

گذشته چراغ راه آینده است، گروه مؤلفین، انتشارات نگاه، تهران 1393

12 شهریور دفتری، مانیفست فرقه دموکرات آذربایجان

Ekler:

Azerbaycan Demokratik Fırkası`nın (Partisi) Manifestosu (03/09/1945):

1-        İran'ın bağımsızlığını ve toprak bütünlüğünü korurken, Azerbaycan halkına ülkenin adil kanunlarını gözeterek kültürlerini korumada ve Azerbaycan'ın refahını sağlamada kendi kaderlerini belirleyebilmeleri için iç özgürlük ve sivil özerklik verilmesi gerekmektedir.

2-        Bu doğrultuda, en yakın zamanda, Eyalet ve Vilayet Encümenlerinin (il ve ilçe meclisleri) üyeleri seçilip işe başlamalıdır. Bu Encümenler kültürel, sağlık ve ekonomik alanlarda çalışırken, tüm hükümet yetkililerinin eylemlerini anayasaya uygun olarak izleyecek, değişim ve dönüşümü konusunda görüşlerini dile getirecekler.

3-        Azerbaycan'da ilkokul üçüncü sınıfa kadar, öğretim sadece Azerbaycan dilinde olacak, ardından resmi dil olarak Farsça da, Azerbaycan Türkçesi ile birlikte öğretilecektir.

Azerbaycan'da Milli bir üniversitenin kurulması (Daro-Funun), Azerbaycan Demokratik Fırkası'nın ana hedeflerinden biridir.

4-        Azerbaycan Demokratik Fırkası, endüstrileri ve fabrikaları geliştirmek için çok çalışacak ve işsizliği ortadan kaldırmak ve el sanatlarını geliştirmek için gerekli araçları sağlamaya çalışacaktır. Aynı zamanda yeni fabrikalar inşa etmeğin yanı sıra mevcut fabrikaları tamamlamaya çalışacak.

5-        Azerbaycan Demokratik Fırkası, ticaretin gelişmesini ciddi ve gerekli konulardan biri olarak görüyor. Ticaret yollarının bu güne dek kapatılması, başta bahçıvanlar ve küçük işletme sahipleri olmak üzere birçok köylünün servet kaybına, yoksulluklarına ve sefaletlerine yol açmıştır.

Azerbaycan Demokratik Fırkası, bu durumu değiştirmek için Azerbaycan mallarını ihraç etmek ve milli servet kaybını önlemek için kullanılabilecek pazarlar ve tranzit yolları aramayı planlıyor.

6-        Azerbaycan Demokratik Fırkası'nın başka amaçlarından biri de Azerbaycan şehirlerinin gelişmesini sağlamaktır. Bunun gerçekleşmesi için Fırka çalışacaktır en yakın zamanda Şehir Encümenleri Yasası değişilsin ve  şehrin sakinlerinin şehirlerinin gelişiminde bağımsız olarak çalışmalarını ve onu çağdaş bir şehre dönüştürmelerini sağlasın. Özellikle Tebriz'in su temini Azerbaycan Demokratik Fırkası'nın çok acil meselerinden biri olacak.

7-        Azerbaycan Demokratik Fırkası'nın kurucuları, ülkenin zenginliğinin ve ekonomik gücünün üretken gücünün köylülerin güçlü kolları olduğunun gayet farkındalar. Dolayısıyla bu Fırkası köylüler arasında oluşan hareketi görmezden gelemez. Bu nedenle Fırka, köylülerin ihtiyaçlarını karşılamak için temel adımları atmaya çalışacaktır...

              Azerbaycan'ı terk edip kaçan ve Azerbaycan halkının gelirini Tahran ve diğer şehirlerde kullanan       efendilere ait topraklar, bir an önce geri dönmezlerse, miri topraklarla birlikte, Demokratik Fırka'ya göre köylülere kayıtsız şartsız verilmelidir. Azerbaycan'ın servetlerini yurt dışına eğlence amaçlı götürenleri Azerbaycanlı saymıyoruz. Azerbaycan'a dönmeyi reddederlerse, biz onlara Azerbaycan'da herhangi bir hak vermeyeceğiz. Ayrıca Fırka, köylülerin çoğuna kolayca ekim araçları sağlamaya çalışacaktır.

8-        Azerbaycan Demokratik Fırkası'nın bir diğer görevi de işsizlikle mücadele etmektir. Bu tehlike şimdiden ciddi bir şekilde kendini göstermektedir ve gittikçe daha kötüye gitmektedir.

Bu konuda, merkezi devlet ve hükümet yetkilileri tarafından hiçbir şey yapılmamış. Bu devam ederse Azerbaycan halkının çoğunluğu yok olacak. Fırka bu tehlikeyi önlemek için ciddi önlemler almaya çalışacaktır. Şu anda fabrikaların kurulması, ticaretin geliştirilmesi, tarımsal işletmelerin kurulması, demiryolları ve karayollarının inşası gibi çalışmalar biraz faydalı olabilir.

9-        Azerbaycan halkı seçim yasası tarafından ciddi şekilde zulüm görmüştür. Doğru bilgilere göre bu bölgede 4 milyondan fazla Azerbaycanlı yaşıyor. Mevcut adaletsiz yasaya göre, Azerbaycan temsilcilerine sadece 20 sandalye veriliyor ki bu kesinlikle uygun bir bölünme değil.

Azerbaycan Demokratik Fırkası, Azerbaycan'ın nüfusu oranına göre Parlamentoya temsilci seçme hakkına sahip olmasını sağlamaya çalışacaktır ki temsilcilerin yaklaşık üçte birine eşit olan bir orandır. Fırka, seçimlerde hükümet yetkilileri ile yerli ve yabancı unsurların müdahalesine, zenginlerin aldatma ve sindirme yoluyla müdahalesine karşı çıkacak. İran'da seçimler eşzamanlı olarak başlamalı ve çabuk bitmelidir.

10-     Azerbaycan Demokratik Fırkası, devlet dairelerinde yolsuzluk yapan, zimmete geçiren ve rüşvet alanlarla ciddi bir şekilde savaşacak ve yetkin ve dürüst hükümet yetkililerini takdir edecektir. Fırka, özellikle hükümet yetkililerinin maaş ve yaşam koşullarını, hırsızlık ve ihanet bahanesiyle baş başa kalmamaları için ve kendileri için onurlu bir hayat yaşayabilmeleri için, iyileştirmeye çalışacaktır.

11-     Azerbaycan Demokratik Fırkası, Azerbaycan'dan toplanan vergilerin yarısından fazlasını Azerbaycan'ın ihtiyaçlarına harcamaya ve dolaylı vergileri ciddi şekilde azaltmaya çalışacaktır.

12-     Azerbaycan Demokratik Fırkası, başta Müttefikler olmak üzere tüm demokratik hükümetlerle dostluktan yanadır ve bu dostluğu sürdürmek ve devam ettirmek için, İran ile demokratik hükümetler arasındaki dostluğu bozmak isteyen sınırlarda ve şehirlerde hain unsurların ellerini kesmeye çalışacaktır.

2 Aralık 2011 Cuma

Güney Azerbaycan Milli Hükümeti (1945- 46)

Öncelikle 21 Azer’ in kelime olarak anlamını açıklamak istiyorum. İran’ da başlangıcı 21 Mart olan miladi takvim benzeri bir takvim kullanılıyor. Yani Arapların kullandığı takvimden farklı, ay takvimi değil güneş takvimi. Yalnızca yılın başlangıç tarihi farklı, yine 12 ay var.
Ay adları ve ayların gün sayıları miladi takvimden farlı.
Ay adlarından birisi de Azer. Yani 21 Azer, Azer ayının 21 i demek. Buda bizim kullandığımız miladi takvimde Aralık ayının yada Decabr ayının 12 si demek.

21 Azer’in kelime olarak ne anlama geldiğini söyledikten sonra, bu günde ne olmuş ve Azerbaycan tarihi açısından önemini açıklamaya çalışalım.
!700 li yıllar ve 1800 li yıllarda İran devletinin hakimiyeti altında olan Azerbaycan Toprakları, 1813 anlaşması ve 1928 anlaşmalarıyla ikiye bölünmüş ve kuzey bölümü, Rus hegemonyasına geçmiştir. Azerbaycanın nerdeyse topraklarının ¾ ü İran devleti hegemonyasında kalırken ¼ Rus hegemonyasına geçmiştir.

1918 yılının 28 Mayıs Tarihinde ilk Azerbaycan Cumhuriyeti Kurulmuştur. Bu Cumhuriyet daha sonra Sovyet cumhuriyetlerinden birisini dönüşse de varlığını devam ettirmiş ve 1991 yılında tam bağımsız hale gelmiştir.

İran hegemonyasında kalan Azerbaycan topraklarının ¾ ünde ise ilk bağımsız Azerbaycan Hükümeti 21 Azer 1945 tarihinde kurulmuştur. Tam bir yıl varlığını sürdüren Azerbaycan devleti 21 Azer 1946 tarihinde İran ordularının kanlı saldırılarıyla yıkılmıştır. Bu saldırı ve katliamlarda 35000 Azerbaycan Türkü katledilmiştir.

Azerbaycan tarihinde 28 mayıs 1918 kadar önem taşıyan hadiselerden birisi de 21 Azer yani 12 aralık 1945-46 Azerbaycan Milli Hükümetinin kurulması ve yıkılmasıdır.Dünyada yaşayan tüm Azerbaycanlılar tarihimizde ki önemli vakalardan birisi olan 21 Azer olaylarını mutlaka bilmeli ve ondan önemli tecrübeler , dersler çıkarmalıdır.Bu konuda daha geniş bilgi sahibi olmak isteyen dostlar aşağıdaki internet linklerini tıklayarak daha fazla bilgiye ulaşabilirler .

http://21-azer.blogspot.com/
http://www.turkdirlik.com/Bilgimece/Kisiler/Turkelinden/MCetinkaya0005.htm
http://www.azerievi.com/seyid-cefer-piseveri-1892-1947-t6489.html?p=10253

Davatiye ve afiş çalışması


26 Kasım 2011 Cumartesi